Menenjit Aşısı Gerekli mi?

Menenjit Nedir?

‘’Korumak,tedavi etmekten her zaman çok daha iyidir;zira kişileri hasta olma eziyet ve külfetinden uzak tutar’’ Thomas Adams (1926)

Meningokok enfeksiyonları, çocukluk çağındaki çok önemli sağlık sorunlarından biri olup biz hekimlerin de en çok çekindiği hastalıkların başında gelir. Meningokok enfeksiyonları ; sepsisten menenjite kadar çok değişik tablolarla seyreder. Ölüm oranı %10-40 civarında olduğu ve hastalıktan kurtulan kişilerde önemli sekellere yol açtığı için,tüm dünyada ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir. Son yüzyılda, dünyanın birçok yerinde meningokok salgını görülmüştür.

Hastalığın etkeni, Neisseria menigitidis (meningokok)tur. Çeşitli özelliklerine göre 13 farklı gruba ayrılır. Bu grupların dağılımı ,coğrafi bölgelere ve yaş gruplarına göre değişiklik göstermektedir. Hastalık kış mevsiminin geç dönemiyle ilkbahar mevsiminin ilk aylarında pik yapmaktadır.

Sadece insanlarda hastalık yapan bu bakteri; üst solunum yollarında, özellikle de nazofarenka bölgesinde yerleşir. Bakteri, damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşır.

Meningokok bulaştıktan sonra 1-14 gün içerisinde invazif(vücutta hızlı yayılan) hastalığa dönüşebilmektedir. Neisseria meningitidisin neden olduğu meningokokkal hastalık, sıklıkla koruyucu antikorların henüz oluşmadığı 3 ay- 1 yaş arasındaki çocuklarda ve 15-17 yaş arasındaki ergenlerde görülmektedir.

Sağlıklı kişilerde, özellikle erişkimlerde taşıyıcılık oranı %10- 25 arasında değişebilmektedir. Kalabalık ortamda yaşayanlar (öğrenciler,askerler,hacılar) endemik bölgede yaşayanlar,aktif ve pasif sigara içimi, orak hücreli anemi, bazı bağışıklık sistemindeki yetersizlikler gibi durumlar hastalık açısından risk oluşturmaktadır.

Klinik: İnvazif meningokokal hastalıkta en sık rastlanan klinik tablo menenjit olup, gelişmiş ülkelerde vakaların %60’ında menenjit şeklinde görülmektedir. Menenjit olgularında yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, ense sertliği, fışkırır tarzda kusma, nöbet, bölgesel nörolojik bulgular ve bilinç kaybı görülebilir. Bebeklerde ateşin yanı sıra vücut sıcaklığında dengesizlik ön bıngıldak kabarıklığı ve kaslarda güç kaybı da olabilmektedir.

Meningokoksemi denilen tablo; ateş ve üst solunum yolu enfeksiyonu gibi bulguların yaygın görülen belirtilerle başlayıp birkaç saat içerisinde ilerler.

Olguların %28-77 ‘sinde başvuru sırasında değişik boyutlarda deri döküntüleri saptanmaktadır. Bu döküntüler vücudun her yerinde olabildiği gibi rengi de koyu maviden siyaha değişebilmektedir. Fulminan (hızlı bir şekilde kötüleşen) Meningokoksemide bakterinin dolaşımda hızlıca çoğalması, hipotansiyon, dolaşım yetmezliği ve yaygın damar içi pıhtılaşma bozukluğuna neden olur. Damar içi yaygın pıhtılaşma sonucunda hastada deri,ekstremiteler , böbrekler, böbrek üstü bezlerini de tutan çoklu organ yetmezliği tablosu gelişir ve maalesef çoğunlukla hasta kaybedilir.

Sağ olarak kurtulan olgularda ise dolaşım bozukluğunun bir sonucu olarak gangrenler ve ekstremite kayıpları olulşur. Fulminal olgularda, hastalığın ilk bulgularının ortaya çıkışı ile hastaneye başvuru arasında geçen süre 12 saat olup bu süre menenjitle gelen vakalara göre belirgin olarak kısadır.

Meningokoksemide diğer bulgular kusma, bilinç bulanıklığı, ishal, yaygın kas ağrıları, huzursuzluk, baş ağrısı, iştahsızlık ve tiz sesle ağlamadır. Menengitidis, bakteriyel menenjit ve sepsis dışında eklem iltihabı, akciğer enfeksiyonu, kalp kulak ve göz enfeksiyonlarına da sebep olabilir.

Tanı ve Ayırıcı Tanı: Meningokok enfeksiyonlarının tanısında klinik bulgular çok değerlidir. Ateş ve peteşi (mor – mavi renkli toplu iğne başı büyüklüğündeki döküntü) ile başvuran her hastada ilk planda meningokok enfeksiyonu düşünülüp tetkikler yapılır. Ateş ve peteşi bazı bakteriyel enfeksiyonlarda, lösemilerde, trombosit hastalıklarında da görülebileceği için ayırıcı tanı çok önemlidir. Menenjit bulguları ile gelen hastalara lomber ponksiyon (LP) yapılarak tanı konulur.

Tedavi: Meningokoksemiden şüphe edildiğinde acil olarak antibiyotik tedavisine başlanması, mortaliteyi ve ciddi sekel gelişimini azaltmaktadır.

Korunma: Enfekte hasta ile yakın teması olan (ağızdan ağıza solunum yapan veya herhangi bir şekilde hastanın sekresyonlarına maruz kalan) kişilere profilaksi verilmesi, ikincil vakaların önlenmesi açısından çok önemlidir. İdeal olarak indeks olgunun saptanmasını izleyen ilk 24 saat içinde profilaksi verilmelidir. Yapılan çalışmalar ikincil menimgokok vakalarının %33’ünün indeks vakanın saptanmasından 2-5 gün sonra ortaya çıktığını göstermektedir.

Aşılarla Korunma: Meningokok hastalığı, neden olduğu klinik tablo ve salgınlar sebebiyle tüm dünya için önemli bir sağlık sorunu olmakla birlikte aşıyla engellenebilen bir hastalıktır. Günümüzde yaygın olarak klinik kullanımda olan meningokok aşıları mevcuttur. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hastalığın en sık görülüğü yaş grubu olan küçük çocukları aşıyla bu hastalıktan korumak mümkündür. Toplu yaşam alanlarında bulunanlar, meningokok laboratuarlarında çalışanlar, hacılar ve hastalığın yaygın görüldüğü bölgelere seyahat edeceklere de aşılanma önerilmektedir.

 

Uzm.Dr.Filiz ŞENER

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

 

To Top