Yeni Dönem Anneleri

Anneyiz Biz:)

Evet anneyiz biz.  Doğrularıyla, yanlışlarıyla,hatalarıyla, endişeleriyle, tedirginlikleri, korkularıyla anneyiz biz. Çocuklarımız çok kıymetli, üstüne titriyoruz. Sevgiye boğuyoruz, içimize çekerek kokluyoruz,sıka sıka  öpüyoruz.  Ay düşmesinler, üşümesinler, aç durmasınlar…. her şeylerine koşuyoruz.

Biz bu kadar üstlerine titrerken, ince eleyip sık dokurken, her şeyi araştırıp seçerken nerede ne hata yapıyoruz da kendimizle baş başa kalınca içimizde suçluluk duygusu oluşuyor. Yeni dönem anneleri çok bilinçli aslına bakarsanız. Çocukları için araştırıp, okuyup, soruşturup öyle karar alıyor.

Buraya büyük bir ANCAK ekliyoruz. Biraz daha baştan almak gerekiyor konuyu. Evet ancak biz kadınlar kendimizi fiziksel olarak doğum sonrası toparlasak bile psikolojik toparlanmada eksiklikler yaşıyoruz. Şöyle ki;  kadınlar varoluşları gereği içlerinde annelik güdüsü taşırlar. Eğer öncelikli olarak kendi olamadıysa kadın, bir takım duygusal boşlukları varsa üzerine bir de doğum yaptıysa kendi varoluşunu tam olarak tamamlayamadan bir de anne kimliği yükleniyor ruhuna.  Artık annedir, küçük kendisine muhtaç bir yavru vardır ortada.  Bütün gücüyle  maddi manevi her konuda çocuğuna sarılır. Onun için en güzelini en iyisini yapmak ister. Bu arada çocuğun bir birey olarak varoluşunu kenara koyabilir.

Çocuklarımızın var oluşuna saygı duymalıyız. Onların fıtratına uygun, yaşına uygun tavırlar sergilemeliyiz.  Şöyle ki 36 aylık bir çocuk üzerinden konuşalım.  36 aylık bir çocuk kendi başına yemeğini yiyebilir, tuvaletini kendisi yapabilir ancak özbakımı için yardım ister, üşüyüp üşümediğini bilebilir. (oğlum/kızım üşüyeceksin, incecik çıkamazsın, bunları giy, karnın aç hiç birşey yemedin  vb cümlelere gerek yok aslına bakarsanız.) Bu kurduğumuz cümlelerin alt mesajı sen üşüyüp üşümediğini, acıkıp acıkmadığını bilemezsin, ben senin üşüyüp üşümediğini, acıkıp acıkmadığını bilirimdir. Çocuğa saygı aslında onun varoluşuna saygı ile başlar diyebiliriz.  Çocuklarımızı tabiri caizse pamuklara sararak onların tolere etme gücü geliştirmesini engelliyoruz.  Onların, karşısındaki kişinin isteklerine saygı duymasını da engelliyoruz.

Kaçmadan işe gitmeliyiz!!! Çocuklarımıza hep doğru olanı anlatmamız gerekir. Aman üzülecek, ağlayacak, hazır oyun oynuyor ben şuradan bir kaçayım demeden;  canım benim işe gitmem gerekiyor, çünkü anneler ve babalar işe giderler ,sen anneanne/ babaanne/dede/ teyze  ile güvendesin, ben yanına geri geleceğim gibi.  Ya da ben evimiz için ……. alacağım. Çok kısa süre sonra geri geleceğim yanına gibi konuştuktan sonra yanlarından ayrılmalıyız. Evet arkamızdan ağlayacaklar,üzülecekler. En değerlisi, yanında en huzur duyduğu varlık annesi gidiyor, ağlayacak tabii.  Bu işe gidiyorum açıklamaları 6. aydan sonra anlatılmaya başlanmalıdır demişti benim o dönem danıştığım başkent hastanesindeki yeni doğan çocuk doktorumuz.  Öyle de yaptık hiç bir problem yaşamadık sanmayın. Tabi ki ağladılar arkamızdan,üzüldüler. Ancak onlara stresiyle,annesinin, babasının yanından gidişiyle baş edebilme fırsatı verdik. Ağladılar ama şu an yaşlarına uygun, başlarına gelen stresleriyle baş etmeyi öğrendiler, öğrenmeye devam ediyorlar diyebiliriz. Arkadaşıyla oyuncak kavgası yaşayınca problemi benimle değil arkadaşlarıyla çözüyorlar. Yani stresle ve karşısına çıkan problemle baş etmeye çalışıyorlar.  İleriye dönük problemlerini kendisinin çözebildiği, stresiyle baş edebileceği ,karşısına çıkan her tür problemi çözebileceği bir hayat sunmalıyız. Maalesef her an her durumda yanlarında olamayız.

Küçük bir çocuğun kendi başına yemek yemesi, uykuya geçmesi ,oyun oynaması,oyuncaklarına sahip çıkması dışında başka ne sorumluluğu olabilir ki???? Düzenli yeme, uyuma rutinleri, çizilen sınırlar çocuklarda sorumluluk ve güvenlik duygusu geliştirmektedir.

Örneğin, yemek yeme saatini biz belirleriz, ancak hangi yemekten başlayacağına, hangisinden ne kadar yemek istediğine çocuk karar vermelidir. Uyku saatini biz belirlemeliyiz, ancak uyku rutininde masal mi dinlemek istiyor, kitap mı okuyalım, hangi pijamasını giymek istiyor buna çocuk karar vermelidir.

Onların yerine karar vermek, konuşmak ,yeni alınan oyuncakla oynamak yerine, kuralları anne- baba olarak bizlerin koyup, onların çizilen çerçevede özgürce hareket etmesine izin vermeliyiz.

To Top